13 Nisan 2016 Çarşamba

Öğretmen Evi



 Bundan çok çok eski bir dönemde yeni tanıştığım iki kere insanla öğretmen evine gitmeye karar vermiştik.

 Birbirimizi daha iyi tanımak ve güzel vakit geçirebilmek için bulunmaz bir fırsattı.

 Üçümüz de aynı yurtta kalıyorduk.  Bu yüzden hep beraber yurttan çıkıp öğretmen evine gittik.

 Kış vakti olduğundan hepimiz paltomuzla sahil kenarında oturuyorduk.

 Kış vakti ve sahil kenarı? Evet haklısınız hava buz gibiydi. Ama çok geçerli bir sebebimiz vardı dışarıda oturmak için. Ne mi o sebep? Siz hiç daha önce İstanbul'un deniz manzarasına şahit oldunuz mu? Cevabınız evetse sorunuzun cevabını da öğrenmiş olursunuz.

 Gittiğimiz öğretmen evi deniz manzaralı, Rumeli Hisarı'nı ve ikinci boğaz köprüsünü gayet iyi görecek bir konuma sahipti.

 Saatlerce dışarıda oturup bol bol fotoğraf çektirdik. Bu fotoğraf çekme sırasında köprünün ışıkları kırmızı oldu. Tıpkı benim kazağımın rengi gibi. Bu durumda ne mi yaptım? Buz gibihavada kabanımı çıkarttım, köprünün önüne geçtim ve onunla bir sürü fotoğraf çektirdim.

 Gözümün önünde canlanıyor o an şu an...

 Daha sonra kalktık oradan ve yakınlardaki çocuk parkına gittik. Salıncakta sallanıp kaydıraktan kaldık. Hatta bir ara tahterevalliye bile bindik. İçimizdeki çocuk bir kez daha ortaya çıkmış oldu...

 O günden sonra o iki kişi hayatımın en anlamlı, en kıymetli insanlarından oldu. İyi tanımışım sizleri. Sizi çok seviyorum. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder