26 Mart 2016 Cumartesi

The Secret / Sır



 Çocukken yaşadığımız olaylar, izlediğimiz filmler ya da okuduğumuz kitaplar en çok aklımızda kalan şeylerdir. Sanırım bunun nedeni insan karakterinin oluşumundaki en önemli çağın çocukluk dönemi olmasıdır.

 O zamanlarda okuduğum bir kitaptan bahsetmek isterim size. Original ismi the secret. Türkiye'de de sır adıyla kitap raflarında yer alıyor.

 Kitap kişisel gelişim tarzı bir kitap. Bu yüzden ilgimi cekmisti. Normalde pek kitap okuyan bir insan degilimdir. (what a shame!) Ama isminden midir yoksa yoksa sadece meraktan mı bilinmez, okumak istedim.

 Kitabın ana mesajı ne düşünürseniz onun başınıza geleceğidir. Evrenden ne isterseniz onun size verileceğini söyler, durur. Buradaki evren kelimesinden kasıt müslümanlar için Allah, başka inançlara sahip olanlar için ise inandıkları en üst seydir. Eğer hiç bir şeye inanmıyorlarsa bu isteklerini evrenden isteyebilirler.

 Hiç başınıza geldi mi? Canınız bir yiyecek ister. Öyle bir ister ki, bilinç altımızda onu aldığınızı hatta yediğinizi düşünürsünüz.  Ama onu alacak paranız, zamanınız ya da ortamınız yoktur. Ansızın biri gelir yanınıza, elinde sizin için aldığı o yiyecek.

 İşte kitabın anlatmak istediği tam olarak budur. Bir şeyi ne kadar çok isterseniz o kadar kolay ulaşırsınız. Yeter ki o istediğiniz şeyi elde edeceğinize yürekten inanın.

 Hepimizin çevresinde vardır o meşhur insanlar, hani hangi işi yaparsa yapsın üstesinden gelen. Nasıl gıpta ederek bakarız o tür insanlara.

 İlköğretim hayatım boyunca resim dersinden hep başarısız olmuşumdur. Bir kerecik olsun güzel resim çizemedim. Liseye başladığım yıl korkulu rüyam olan resim dersine tekrar katılmaya başladım. Çünkü dersi seçmek zorunlu idi. Ardından hocamız bir manzara resmi çizmemizi istedi bizden. Bir kartpostala bakıp çizebilecektik. Tabiki yine strese girmiştim yapamam diye. O sırada içimden bir ses 'yapabilirsin' diye bana sesleniyordu. Başarabilirsin!  Tam da o an arkadaşımın kitabındaki resmi çok beğendim, çizmeye çalıştım. Gözlerime inanamadım. Başarıyordum! Nasıl mutlu oldum, anlatamam. O resimden sonraki resinlerin okul panoları süsler olmuştu. Hatta bir resmimi hoca iki sene boyunca sergilemisti. :)

 O ilk resmimden sonra hayatıma bir başka bakmaya başladım. Kendime yeni yeni hedefler koymaya devam ettim. Çünkü neyi düşlesem gerçekleşecekti, biliyordum.

 Şu an istediğim üniversitede, istediğim bölümde, hayal ettiğim karakterdeki arkadaşlarımla birlikte hayatıma devam ediyorum. Haliyle hayatımdan bayağı memnunum.

 Ne istiyorsanız sadece isteyin, er yada geç o gelecektir size. Mutluluğun formülü bu kadar basit. :)


İyi akşamlar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder